top of page

Tarsus Şelalesi turizm tesisleri,

Mersin 2022  |  Selim Atak, Rahmi Hızarcıoğlu, Talip Doğu Ayan, Yusuf Çetin

Tarsus kenti, betonarme inşaat tekniğinin yaygınlaşması ile Türkiye genelinde tektipleşen yapılı alanların herhangi biri olarak ele alınmıştır. Tasarım, kentin tarihi estetiğini romantize etmez. Gerçekçi bir yaklaşımla modern zamanlarda alınan hatalı kararların ve yerleşik sakinlerin zaman içerisinde birbirini taklit eden uygulamalar ile belirlediği tasarım dilinin kenti kimliğini oluşturduğunu, değiştiremeyeceğini kabul eder. Bir başka deyiş ile zamana karşı durmaz, var olanın gelişim potansiyelini sorgular. Bu yönelme ile öneri, zengin tarihli kent merkezinden değil proje alanının da dahil olduğu yakın zamanda gelişmiş ve nüfusun çoğunluğuna ev sahipliği yapan yerleşim alanlarından ilham alır. 

Tarsus’u kentsel plan düzleminde incelediğimizde, paralel ve dik sokaklardan oluşan düzenli diyebileceğimiz küçük parçaların, birbirine eklenmiş farklı yamalar olarak algılanan düzensiz bütünü olarak tanımlıyoruz. Bu tanımlamadan yola çıkarak kentin değişik yamalarına odaklandığımızda, kişiye hangi sokakta olduğunu şaşırtacak derecede birbirine benzer ve aynı zamanda birbirinden  farklı yapılar bütününün bugünkü Tarsus’u şekillendirdiğini kabul ediyoruz. Bizim yaklaşımımızla Tarsus’un kimliğini oluşturan yapısal ve kentsel ögeleri daha iyi açıklamak için ilk olarak kent merkezinin farklı noktalarında dolu ve boş alanları incelediğimizde, kağıt üzerinde planlanmış doğrusal sokakların aksine, sokak düzleminde çok derinlikli bir doku olduğunu söyleyebiliriz. Kent içerisindeki bahçeli evler ve boş arazilerin oluşturduğu desen kent merkezinden yapılı alanların sınırına kadar devam eder. Bu çıkarım ile, şahsi bahçeler ve yapılaşmamış boşlukların oluşturduğu süreklilik şimdiki Tarsus’u tanımlar.

 

Öneri: Tasarım proje alanına kent içerisindeki plansız boşluklardan birisi olarak yaklaşır, diğer bir deyiş ile bu alanların fırsat olursa nasıl kullanılabileceğini hayal eder.

 

Boşluk: Geliştirilen fikir doğrultusunda ilk olarak projenin merkezinde geniş bir kamusal alan düşünülmüştür. İncelikle yerleştirilen iki kütle ve Berdan nehri bu alanın sınırlarını oluşturur.

 

Yaklaşım: Öneri, proje alanını mimari bir yaklaşımla ele alır. Bu yaklaşımla servis birimleri kamusal alanları birbirinden ayıran ve bağlayan yapı elemanları olarak öngörülmüştür. İlk aşamada belirlenmiş kütlesel yerleşim “duvarlar” ile parçalanmıştır. Kısaca farklı ölçek ve kullanımlar için düşünülmüş kamusal alanları servis birimlerinin oluşturduğu hacimler tanımlar.

 

Derinlik: Tarsus’un analizinde öne çıkan çok derinlikli sokak dokusu yeniden yorumlanarak proje yarı açık mekanlar ile zenginleştirilmiştir. Bu şekilde perspektifte çeşitlilik yaratılması amaçlanmış ve aynı zamanda kullanıcının konforunu arttıracak farklı mekanlar tasarlanmıştır.

 

Yerleşim: İlk olarak ihtiyaç programında belirlenen fonksiyonlar iki gruba ayrılmıştır. Proje alanının doğusunda kalan hacim içerisinde çok amaçlı salon, idari birimler ve dükkanlar tasarlanmıştır. Hacim, boşluğu çevre yollardan ve tasarlanan açık otoparktan koparmak amacı ile T şeklinde düşünülmüştür. Mimar Sinan Bulvarı cephesi boyunca tasarlanan bloklar topluluğu içerisinde, dükkanlar, idari birim ve çok amaçlı salonun birincil girişi planlanmıştır. 

 

Çok amaçlı salonu merkezine alan hacim, yerleşimi ile bir bölücü olarak çalışır. Aynı zamanda kendi içerisinde farklı ölçeklerde kamusal alanlar sunar. Kısaca üst tasarım kararı doğrultusunda, servis birimleri, ortak alanları tanımlayan opak hacimler olarak tasarlanmış mekanlar bütünüdür. Bu düzenleme kullanıcıyı farklı mimari mekanlar içerisinde serbestçe hareket etmeye teşvik eder.

 

Mimar Sinan Bulvarı üzerinde toplu taşıma duraklarının yerleştirilmesi önerilen cep, hacmin ana girişini karşılar. Girişin açıldığı avlu, fuaye, otopark girişi ve ikincil avlu ile çevrelenmiştir. Çakıl taşı dolgulu ikincil avlu kişinin iki farklı mekan arasında geçiş yaptığını duyumsatmayı amaçlayan geniş bir eşiktir. Tasarlanan bir diğer eşik ise proje alanını seyir teraslarına bağlayan köprünün bulunduğu +18.50 kotu ile +21.50 kotunda bulunan merkez boşluğu bağlayan dikey giriştir. Bu alanda eşik düşey olarak çalışır.

 

Batıda kalan bloklar topluluğu ise açık hava sahnesi, servis birimleri, açık yüzme havuzu ve restorandan oluşur. Sokak boyunca tasarlanan hacim, paralel iki avluyu çevreler. İki yönlü hizmet etmesi planlanan  sahnenin yerleşimi, kuzeyde kalan avlunun sahne arkası ve gerektiğinde kullanılabilecek ufak bir seyir alanı olarak çalışmasına fırsat verir. İkinci avluyu yüzme havuzunun terası kaplar. Bu alan merkezde yer alan boşluktan suni bir tepe ile ayrılmıştır. Tepe ve bitki örtüsü havuzun terasını kapayan bir paravan değil, gizleyen doğal ve kullanılabilir bir örtüdür.

 

Sahne: Önerilen sahnenin farklı kalabalıklara hizmet edecek şekilde iki yönlü kullanılması amaçlanmıştır. Sahne üst örütüsü düşey düzlemde hareket eden bir yüzey olarak düşünülmüştür. Gün içerisinde zemin seviyesinde kullanılabilecek yüzeyin, büyük etkinlikler için hidrolik bir sistem ile yükseltilip altına geçici moduler elemanlarla ihtiyaca uygun bir sahne oluşturulması önerilir.

 

Platform: “Boşluk” içerisinde tasarlanan platform etkinlik olmadığı zamanlarda sahnenin görevini üstlenir. Sahne artık seyirciyi konuk eder, platfrom ise günlük aktivitelerin sahnelendiği zemindir.
 

\ \ |
Mesnevi 22/5 Ankara 

bottom of page